30 Ocak 2016 Cumartesi

Bölüm 17 : Baht Oyunları Başlıyor

ÖN BİLGİ: Belediyeler diyarında mektup taşıyan kişi mektupçu Tuğtuğ Bey'dir. Savaş ilanları gibi önemli şeyler diğer belediyelere Tuğtuğ Bey ile bilidirilmek zorundadır.



Cemil yeni uyanmıştı. Kapısı çaldı. Gelen mektupçu Tuğtuğ Bey idi.

Cemil şok yaşıyordu. Daha uçan arabalar icat edilmemişti. Ama Prens Faik ve 100 000 altısı şehrin sınırındaki küçük adalarda  saldırı için bekliyordu. Gemiyi verebilecek tek topluluk belliydi.

~ Muhsin Belediyesi~

Aslında Muhsin , barış içinde yaşamak isteyen bir liderdi. Olanlardan onun da haberi yoktu. Nasıl olmuştu bunlar ?

Ordunun yeni sahibi kaslı bir kadın komutan!

Emri o vermişti. Muhsin hemen telefonla onu aradı.

- Biz asla savaş başlatmayız , neden gemilerimiz Prens Faik in ordusunu denizin karşısına taşıdı?

- Biz zaten savaş başlatmıyoruz. Sadece dostumuz bizden yardım istedi ve ona yardım ediyoruz.

-Ama bu savaş başlattı. Seni görevden alıyorum.

-Ben de böyle diyeceğini düşünüyordum. O nedenle seni alması için bir ekip yolladım. Yeni lider benim.

Ve telefon kapandı. Muhsin şok olmuştu. Ne yapmalıydı? Aklına herkesin dostu ve barışın en büyük destekçisi Kaptan'ı aramak geldi. Onun telefon numarası yoktu ki. Özel mesajlaşma sistemini kullanmalıydı.

Hemen sokağa çıktı. Gerekenleri aramaya başladı. Tek tek hepsini bulmaya başladı ,bir matematikçi,bir doktor,  bir 12 yaşındaki çocuk, halktan sıradan bir insan,  bir mobilyacı ve kendisi yani bir belediye başkanı. Bunlar tamamdı. Geriye sadece bir kitapçı kalmıştı.
O da ne ? Karşıdan kendisini almaya gelen 50 kişilik küçük bir birlik çember oluşturmuş üzerine doğru geliyordu. Kaçmak istedi. Tek çaresi Kaptan'ı çağırmaktı. O çemberde bir tane kitapçı olmak zorundaydı. Yoksa kurtulamazdı. Bağırdı. Daha çok bağırdı. Daha da çok bağırdı.
Evet ! Bir kişi çıkmıştı.

Hemen bir belediye başkanı , bir matematikçi , bir doktor , bir 12 yaşındaki çocuk , halktan sıradan bir insan , bir kitapçı ve son olarak bir mobilyacı el ele tutuşup kap-tan-şe-la-le-su-yu diye heceleyip kapanımızı çağırdılar.

Gelen giden yoktu. Çember iyice daralmış ve zaman bitmek üzereydi. Bir kez daha yaptılar aynısını. İşe yaramıyordu. Bilmediği bir şey vardı çünkü. Kendisi artık bir belediye başkanı değildi.
Birlik gelip Muhsin'i aldı.
...

Savaş artık kaçınılmazdı.

...


0 yorum:

Yorum Gönder