7 Şubat 2016 Pazar

Bölüm 19 : Alternatif kaynaklar

Kaptan , evindeydi. Cemil ve Faik in  savaşından 1 gün sonra  haberdar olmuş ve dünyanın geleceği için endişelenmeye başlamıştı. İşyerine doğru yola çıktı. Vardığında kapıda bekleyen biri vardı.

Elçi Tuğtuğ Bey Kaptan ile görüşmek istiyordu.  Anlatacakları çok önemliydi. 7 belediye için de mektup taşıma görevi yapıyordu Tuğtuğ Bey. Cimo Belediyesinden de bir mektup getirmişti.
Kaptanın karşısına çıktı Tuğtuğ. Mektubu verdi.


- Bu mektup , zarfın arkasında da yazdığı gibi , Cimo Belediyesinden gönderildi.

- Teşekkürler Tuğtuğ, işin yoksa gel bi çayımızı iç.

- Teşekkürler, ama başka iletmem gereken mektuplar var. Belki başka bir sefer gelirim.

-Yahu olur mu öyle şey? Bu kadar yol gelmişken seni bi çayımızı içmeden bırakmam.

-İyi tamam , ama çok oyalanmamam lazım.





                  ~7 Çay sonra ~

-Ziyade olsun.

-Yine bekleriz Tuğtuğ'cum.

Dedi ve Kaptanımız Tuğtuğ Bey'i kapıya kadar yolcu etti.

Ardından,

Kaptan mektubu açtı ve okumaya başladı.


Merhaba Kaptan ,
Ben Cimo !

Ülkemin güvenliği için endişeliyim.  Ben bile korkudan geceleri uyuyamaz iken senin durumunu hayal bile edemiyorum.
Şimdi yalan yok , kuvveti yerinde olan yiğit delikanlısın.Ama tek başına bir orduyu yenemezsin kabul et. Şehrine  10 000 tane adam yollasam sabaha belediye merkezindeki odanda mini golf oynarım. Aslında madem gücüm vardı, niye yapmadım diye kendimi sorgulamaya başladım şu an. Ama neyse artık iş işten geçti. Dibimizde savaş olurken bir de seninle uğraşamam.

Gelelim , sadede. Bu zor zamanlarda senden bana saldırmayacağımıza dair söz vermeni istiyorum.Ben de sana saldırmayacağım.  Aslında dost olmayı teklif edecektim ama senin daha doğru düzgün ordun bile yok. Bir de seni korumakla uğraşmak istemiyorum.

İşin özü, bana saldırma da ne halin varsa gör sözleşmesi imzalamak istiyorum. Kabul ediyorsan yolladığım antlaşmayı imzalayıp Tuğtuğ Bey ile yollaman yeterli.

Sevgilerle, Cimo.



Evet , tek başına şehirdeki hırsızları yakalıyordu. 500 kişilik küçük bir ordu ile mücadele edebilirdi belki. Ama onbinlerce adam karşısında aynı şeyi yapabilir miydi ?

Bu alamayacağı bir riskti. Ordu oluşturması lazımdı. Ancak bu uzun sürerdi. Kısa sürede başka  bir çözüm aklına gelmemişti. Cimo'nun teklifini kabul etmek mantıklı bir hareket olurdu. Zaten Tayyar ile de dosttu. Kubbettin'den zarar gelmezdi. Cimo ile barış imzalayacaktı. Cemil de gidince geriye Faik ve Muhsin kalıyordu. Onlarla da dost olursa sıkıntı kalmazdı diye umuyordu.

Olur muydu?


1 yorum:

  1. 'Bana saldırma da ne halin varsa gör sözleşmesi' bayağı esprili bir yaklaşım olmuş. Barış dolu bölümler devam eder umarım. Gerçi Faik'ten yana biraz şüphelerim de yok değil hani :) Sevgiler..

    YanıtlaSil