17 Nisan 2016 Pazar

Bölüm 33 : Baba ilen Reis

~ İguana Fikret ~


Fikret önde , gemideki mürettebatından birkaç kişi arkasında olacak şekilde ilerliyorlardı.
Adadaki tabelaları takip ederken ormanın içinden geçip o mağaraya ulaştılar. Mağaranın üstünde tıpkı  eczanelerde olduğu kırmızı ışıklarla

" Meşhur Hipnozcu Baba'nın Yeri "

yazısı dikkat çekiyordu.  
Karşılarında ne kadar yol olduğundan habersizce mağaraya girdiler. Yürüdüler, yürüdüler,  yürüdüler...

Üstelik daha çok yürüyecektiler.

Fikret de hemen her insan gibi Hipnozcu Baba hakkındaki söylentileri duymuştu.

Adanın her yeri öyle pismiş ki Hipnozcu Baba 'ya misafirliğe giden bir daha gitmezmiş , Hipnozcu Baba o kadar yakışıklıymış ki kimse ondan gözlerini alamazmış. O nedenle mağaradan çıkanlar hep kör olarak çıkarmış. Hipnuzcu Baba'nın  o kadar maaşallahı varmış ki 10 kişiyi aynı anda dövermiş.  

Bu tür söylentiler Fikret'i bir miktar korkutuyordu. Ama hedefinden asla saptırmazdı onu böyle basit şeyler.


Birkaç saatlik yolculuğun ardından hala taştan başka bir şey yoktu etraflarında. Yürümeye devam ettiler. 9 saat sonra, yine her şey aynıydı. Üzerinden 6 saat daha geçti ama aradıkları şey hala orada değildi.  Hiç durmadan süren yürüyüşleri son kaldıkları yerden başlayıp  22 km daha yürüyerek ulaştıkları yerde bitti. Sol tarafı tahtadan sağ tarafı elmastan yapılmış maaşallahı olan bir tahtın üzerinde duran adamı gördükleri an  orada mola vermeye karar verdiler. Çadırlar kuruldu, yemekler yenildi ,uyuyup enerji toplandı. Verilen molanın ardından Fikret doğru yolda olup olmadıklarını anlamak için adama soru sormaya gitti.

- Merhaba dayı, biz Hipnozcu Baba diye birini arıyoruz. Bize onun yerini tarif edeb...

...

Fikret cümlesini bitiremedi. Şaşkınlık içinde emin olmak için adamın yaka kartına tekrar baktı. Bu oydu işte. Hipnozcu Baba'ydı.

~Zamçuka~

Zamcuka'nın takipçi sayısı 216bin olmuş. Zamçuka artık daha mutluymuş.


~Kubbettin~

Kubbbettin, ateş çemberinin içinden çıkan Dubara Reis'e doğru yürümüş.

-Hoşgeldiniz efendim , sefalar getirdiniz.

-Teşekkür ederim insan. Dur biraz ,
Hüsamettin ? Hayır, Cemalettin de değil... Hah , buldum, Kubbettin!
Teşekkür ederim Kubbettin. Beni çağıran sen misin ?

-Evet efendim, adımı nasıl bildiniz ?

-Okulda seçmeli ders olarak İnsan ismi tahmin etme sanatını seçmiştim. Tabi çok devamsızlık yapınca , ödevleri de umursamayınca , derslerde konuşunca anca 3. denemede falan bilebiliyorum. Bizim sınıf birincisi olan bir çocuk vardı, arkası dönükken bile adamın kimliğinde yazmayan göbek adını bilirdi.

Kubbbettin konuşmadan sıkılmış gibi görünüyordu. Konuyu değiştirdi.
-Efendim , buradaki adamları kullanarak sizi dünyaya getirdim. Sizin sadık hizmetkarınız olmak istiyorum.

-Tamamdır Kubbettincim. Maaş işini sonra görüşürüz. Şimdilik biraz kötülük yapalım. Uzun zamandır uyuyordum.


0 yorum:

Yorum Gönder